| | Üretsiz Blog oluştur

Dilekleriniz Gerçek Olacak

Herkesin yeni umutları vardır yeni yıla dair. Kimi iyi bir iş, kimi mutlu bir yuva, kimi ise yeni başlangıçlar ister. Peki, bunları elde etmenin yolu nereden geçiyor biliyor muyuz?
Kalsedon Danışmanlık’ın Kurucusu Koç Nesrin Gökpınar, yeni başlangıçlar için ruhsal dinginliğin ve motivasyonun çok önemli olduğunu, ancak iç huzur yakalandığında yeni olan her şeye daha kolay ulaşılabileceğini ve adapte olunabileceğini söylüyor. Peki, nasıl sağlanır ruhsal dinginlik?

Kalitesiz Uyku Başarıyı Engelliyor

Horlama ve uyku apnesi, okul çağındaki çocukların ders başarısını olumsuz yönde etkileyen ciddi bir sorun. Uyku düzenleri bozulan ve gece yeterince uyuyamayan çocuklar derslere konsantre olamıyor, ayrıca genellikle hırçın tavırlar sergiledikleri için öğretmenleri ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde de problemler yaşayabiliyorlar!
Genellikle orta yaş grubunda görülen horlama ve uyku apnesi olarak bilinen uykuda solunum kesilmesi çocuklarda da ortaya çıkabiliyor. Uykuda solunum bozuklukları, çocukların ders başarısını ve okuldaki sosyal ilişkilerini ciddi boyutlarda etkileyebilen önemli bir sorun. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Prof. Dr. Ferhan Öz, uykuda solunum bozukluklarının okul hayatı üzerindeki olumsuz etkilerini ve çocukların kaliteli bir uykuya sahip olmaları için ne tür tedaviler uygulanabileceğini anlattı.

İkizler Farklı Okullarda mı Okumalı

İkizler diğer kardeşlerden farksızdır, fiziksel olarak ayrı beden ve beyne sahiptir. İkiz çocuklara sahip ailelerin özellikle okul çağına gelen çocukları için kendilerine sordukları soruların başında ‘Acaba aynı okulda mı eğitim almalılar?’ sorusu gelir. Özel Avusturya Sen Jorj Hastanesi Psikolog Sinem G. Şahin'in verdiği bilgilere göre, yaşam sürecimize dair düşsel boyut sanılanın aksine doğumla değil ana rahmine düştüğümüz anda hatta eğer planlanan bir hamilelikse rahme düşmeden çok önce anne ve babaların zihinlerinde oluşur. Aileye yeni katılacak olan bireyle ilgili heyecan ve mutluluk duygularıyla planlamalar yapan ebeveynler, artan üye sayısının aslında iki olduğunu öğrendiklerinde hem şaşırırlar hem de bu yeni duruma adapte olmaya çalışırlar. Artık planlar değişmiştir, ikizler dünyaya geliyordur.

Kilolu Olmayan Bebek Daha Sağlıklı

Anne-babalar genellikle bebeklerinin tombul olması gerektiğini düşünürler. İştahlı ve kilolu çocukların daha sağlıklı oldukları zannedilir. Ancak gerçek öyle değil...
Beslenme, çocuğun genel sağlığının yanı sıra büyüme hızına da etki eden en kilit unsurlardan biri. Yaşamın erken dönemlerinde alınan kilonun doğru hızda olması, bireyin yaşamın ileriki yıllarındaki kilosu açısından daha olumlu sonuçlar doğuruyor. Yaşamın ileriki dönemleri için oldukça önem taşıyan bebeklik ve çocukluk dönemi beslenmesiyle ilgili algıyı ve eğitim ihtiyaçlarını inceleyen NOURISH araştırması, Pfizer Nütrisyon sponsorluğunda, 12 ülkede 1203 sağlık profesyoneliyle gerçekleştirildi.

Bayramda Kilo Almamanın 10 Yolu

Zengin iftar sofralarından sonra şimdi de zengin bayram sofraları kilo almamız için hazırda bekliyor. Sadece Ramazan ayında değil her zaman sağlıklı ve dengeli beslenmenin çok önemli olduğunun altını çizen Hisar İntercontinental Hospital Beslenme ve Diyet Uzmanı Elif Yıldırım Karacanoğlu; 9 günlük bayram tatilini kilo almadan atlatmanın püf noktalarını sıraladı:

1- Kahvaltı günün en önemli öğünü, kesinlikle atlamayın.
2- Kahvaltıda şarküteri ürünlerinden uzak durun.
3- Size ikram edilenler arasından kalori değeri daha düşük olanları seçin. (Hamurlu tatlılar yerine daha hafif olan sütlü tatlılar gibi)
4- Abartıya kaçmadan küçük porsiyonlarda yiyin.

Rüyada muhterem zat görmek

ceza0671
Uzun zamandır karmakarısık ruyalar goruyorum dun gecede yıne aynı sekılde cok garıp seyler gordum ruyamda nereye baksam ınsan kılıgına gırmıs bı cın benı takıp edıyo ne yapsam kurtulamıyorum sonra mubarek bı zat goruyorum bana cesıtlı vefkler ve muska benzerı seyler verıyo sonra boynuma sarılıyo ve beraber aglıyoruz sonra beraber bızım koydekı evımıze gıdıyoruz zat bırden karsı komsumuzun catısına cıkıyo bende pesınden gıdıyorum bırden kazagı catıdakı bı cıvıye taklıyo bır ıkı metre kadar ıp sökülüyo sonra bende gıdıp ıpı cıvıden kurtarıyorum sonra zat kayboluyo ben eve gelıyorum annemle otururken zatın verdıgı vefkler kanepenın ustunde bırden tutusmaya baslıyo sondurmeye calısıyoruz ama sonduremıyoruz ıcınden sadece 63 numaralı vefk saglam kalıyo dıgerlerı kul oluyo sonra ruya bırden degısıyo ve subede oluyorum kendım polisim bu arada ve soyunma dolaplarını karıstıryorum bısey arıyorum ıkı dolap sagımdakı arkadasn dolabında kırmızı saplı makas buluyorum ve nasıp olunca nasılda oluyo dıyorum sonra ruya yıne degısıyo ve sırnakta oluyorum lojmana yerlesıyorum lojmanın 8. katındayım balkona cıktıgımda onumde kocamamn bı park oluyo her taraf yesıllık kucuk cocuklar oynuyo ben sasırıyorum 8. katın balkonununn onunde nasıl olurda park olur dıye sonra ruyamda polis goruyorum unıformasız sekılde ve araba pazarlıgı yapıyorum ama arabayı alamıyorum sonra ruyamda yengem belırıyo ve onunla opusuyoruz sonra o da kayboluyo ruyamdan ne olur ruyamı yorumlarmısınız yaklasık 4 aydır cok garıp ruyalar goruyorum ruyada neden cın goruyorum kac seferdır ve sureklı degısık degısık tanıdıgım ınsanlarla opusuyorum yada sevısıyorum bunlar ne anlama gelıyo.

Rüya yorumu: Rüyada melek, evliya zat gibi kutsal varlıklar görmek daima iyiye yorulur. Büyük mutluluk ve rahatlığı bildirir. Bu rüyalar dertlerin biteceği müjdeler. Rüyayı gören kimse maddi manevi güvene erer. Evliya rüyalarını kimseye söylememeniz yararlıdır. Evliya türbesi yakındaysa ziyaret etmelisiniz.(1373)


Kaynak: Rüyada muhterem zat görmek


Cildiniz Sonbahar Gibi Solmasın

Yazın ciltte ve saçta oluşan zararlı etkilerin Sonbaharın gelmesiyle ortaya çıktığını belirten uzmanlar, bu mevsimin cilt bakımı ve tedavileri için en önemli dönem olduğunu belirtiyor.
Güneş, deniz ve klordan dolayı yazın ciltte oluşan tüm zararların sonbahar aylarında ortaya çıktığını belirten Kadıköy Şifa Kaliteli Yaşam Polikliniği Medikal Estetik Hekimi Dr. Yasemin Savaş, güneşin bıraktığı izleri silmek ve ani hava değişimleri ile soğuk hava, rüzgâr, yağmur gibi hasarlar oluşturacak etkenler için cildi kışa hazırlamak gerektiğinin altını çiziyor.
Sağlıklı bir cilt ve saçlar için sağlıklı yaşamak ve sağlıklı beslenmek gerektiğini vurgulayan Dr. Yasemin Savaş, "Günlük su tüketimi artırılmalı, fıstık, fındık, ceviz, kuru üzüm, havuç, balık gibi cilt kuruluğunu önleyen besinler tüketilmeli ve yaşlanmayı önleyici A, E, C vitaminlerini içeren yeşil sebze ve meyvelerle beslenilmelidir. Sigara, alkol, kırmızı et, rafine şeker, doymuş yağlar, saf karbonhidratlar ve fast fooddan uzak durulmalıdır. Karoten, Biotin gibi bazı vitamin ve mineral takviyeleri ile antioksidanların ve Omega-3 ile Omega-6 içeren destekler hekim kontrolünde kullanıldığında oldukça faydalı olduğu görülmektedir" diye konuşuyor.

Nelere Dikkat Etmek Gerekiyor?

Dr. Yasemin Savaş, kırışıklık, güneş lekeleri, kalınlaşma, nem kaybı, çiller, sivilcelerde artma, kılcal damarlarda belirginleşme ve sarkma; saçlarda kuruluk, matlaşma, çabuk kırılma gibi sorunların çözümü için cildin yapısına uygun günlük bakım ürünleri kullanılması gerektiğini söylüyor.
Savaş, cildin nefes almasını sağlayan gözeneklerin en büyük düşmanları olan çevre kirleri, ter, ölü cilt hücreleri ve makyaj artıklarının sebep olduğu sorunlara karşı, cilde uygun temizlik ürünleri ve alkolsüz tonik kullanılmasının, sağlıklı bir görünüm kazanılmasında önemli olduğunu vurguluyor.
 Dr. Yasemin Savaş, cilde ve saçlara kaybettiği nemi geri kazandırmak için ise şu önerilerde bulunuyor:
"Bariyer görevi gören cildimizin ancak yapısına uygun ürünlerle nemlendirilmesi ile olumsuz dış faktörlerin cilt altına ulaşılması engellenir, bu nedenle sonbaharda nemlendirici kullanımı çok önemlidir. Soya, yeşil çay, yenileyici maske, vitaminli meyve maskesi, antioksidan maskeler ve nem maskeleri cildin ihtiyacını ciddi oranda karşılar."

Yaşlanmayı Geciktirebilirsiniz!

Serumlar, gece kremleri, kırışık açıcı hormon içeren kremler gibi yenileyici, onarıcı, sıkılaştırıcı bakım ürünlerinin yaşlanmayı geciktirdiğini ifade eden Dr. Yasemin Savaş, bu ürünlerin doktor önerisiyle kullanılması gerektiğini, yanlış kullanılan ürünlerin tedavi etmek yerine sorunları daha da arttırdığını belirtiyor.
Kadıköy Şifa Kaliteli Yaşam Polikliniği’nde, hekim tarafından cildin ihtiyacına göre belirlenen bir protokol dahilinde uygulanan meyve asidi içeren peeling, klinik bakımlar, lazer tedavileri, oksijenli cilt bakımları, saçlı deri mezoterapisi ve mezolifting sonuçlarının çok başarılı olduğunu ifade eden Savaş, saç ve vücut bakımlarında da hasar ve ihtiyaca göre ürünlerin kullanılması gerektiğini söylüyor. Dr. Yasemin Savaş; saç ve cilt yapısına uygun duş jelleri, şampuanlar ve nemlendiriciler kullanılması, saçın her gün yıkanmaması ve mümkün olduğunca kimyasal bir işleme maruz bırakılmaması konusunda uyarıda bulunuyor.  Ruh sağlığı ve bağışıklık sistemindeki sorunların da cilt ve saç sağlığını olumsuz etkilediğini ifade eden Dr. Yasemin Savaş, huzurlu, stresten uzak bir yaşam sürmenin ve düzenli uyumanın cilde sağlık kazandırdığını sözlerine ekliyor.

Beyin, Suçluyu Ele Veriyor!

Beyin dalgaları gizlenmeye çalışılan tüm sırları ve hatta suçları ele veriyor. Hindistan'da uygulanan beyin tarama yöntemi ile bir genç kadının nişanlısını öldürdüğü saptandı. Böylece dünyada ilk kez bir sanık, sadece beyin tarama cihazındaki verilerine bakılarak hüküm giymiş oldu...
Master öğrencisi olan 24 yaşındaki Aditi Sharma, yeni erkek arkadaşıyla eski nişanlısı Udit Bharati’yi, arsenikli yiyecek vererek öldürmekle suçlanıyordu. Ancak Sharma iddiaları kabul etmiyordu. Genç kadına polis sorgulaması yerine kısa adı BEOS olan beyin tarama cihazıyla ifade vermeye gönüllü olup olmadığı soruldu. Aditi Sharma, beyin tarama testinden geçmeyi kabul etti. Genç kadın, beyin tarama yöntemiyle beyin dalgaları incelendikten sonra cinayetten suçlu bulundu. Böylece Hindistan, beyin tarama cihazıyla beyin dalgalarının profilini çıkardığı bir sanığı, cinayetten suçlu bulan ilk ülke oldu. ABD ve İsrail’de benzer çalışmalar sürerken Hintlilerin makinalı katil teşhisi eleştirilere yol açtı. Ancak Hintlilerin geliştirdiği sistemi yakından inceleyen bir İngiliz bilimadamı da, yöntemin ’güvenilir’ olduğunu iddia ediyor.

Beyin Dalgaları Ortaya Çıkardı

Adli tıp uzmanlarının bir süredir hafızayı deşifre etmek için geliştirdiği BEOS (Beyindeki Elektriksel Dalgalanma Grafiği) yönteminde anılar anımsandığında beynin bazı bölgelerindeki elektriksel dalga aktivitesi artıyor. Hindistanlı Sharma'ya da bu yöntem uygulanırken başına 32 elektrot yerleştirildi. Sharma’ya gündelik ve sıradan bilgilerin yanı sıra, savcıların cinayetle ilgili öngördüğü senaryo birinci tekil şahıs olarak aktarılmaya başlandı. Buna göre, "arsenik satın aldım", "Udit ile McDonald’s’ta buluştum" gibi ifadeler de okundu. Savcı Sunny Joseph’e göre, genel bilgiler sırasında Sharma’nın beyninde herhangi bir olağanüstü dalgalanmaya rastlanmadı. Ancak sıra, cinayetle ilgili bölüme geldiğinde anıların kayıtlı olduğu bölümdeki hareketlilikte artış tespit edildi. Savcıya göre Sharma’nın beyni, cinayet senaryosuna genel bilginin ötesinde bizzat yaşanmış olayda gösterilebilecek deneysel bilgi tepkisi verdi. Yargıç da bu iddiayı kabul etti ve genç kadını cinayetten suçlu buldu.

Bu Yöntem Ne Kadar Güvenilir?

Dünyada bir ilk sayılan bu olay sonrasında insan hakları ve bilim çevrelerinde tartışmalar da başlamış oldu. Stanford Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden biyoetik uzmanı Henry T.Greely, "Hem ilgi çekici, hem de rahatsız edici buldum. Yalan beyanları yakalamak için sihirli, teknolojik bir çözüm arıyoruz. Belki günün birinde gerçek olabilir, ama insan hayatlarını bu cihazlarla mahvetmeden önce güvenli olduklarından emin olmalıyız" dedi.
Kanıtlanmış değil Beyinden yalan testi çalışmalarının öncülerinden olan Amerikalı J.Peter Rosenfeld ise, "Hindistan gibi ileri bir demokrasiye sahip bir ülkenin güvenilirliği kabul edilmemiş teknolojilerle insanları suçlu bulması inanılmaz" diye konuştu.
Güvenilir iddiası Hintlilerin çalışmalarına tanık olan İngiliz adli tıp psikologu Keith Ashcroft ise, "Bana nakledilen durumda, BEOS sistemi, sanığın suçlu bulunmasına kabul edilebilir bir kanıttır" dedi.

Bebek Bakımındaki 20 Yanlış!

Hayatımızın en değerli varlıklarını yetiştirirken yıllardır aynı hataların tuzağına düşüyoruz. Kilo iyidir deyip obeziteye zemin hazırlıyoruz, anne sütü dururken mama veriyoruz, gürleşsin diye saçlarını sıfıra vurduruyoruz. Oysa iyi niyetle de olsa yaptığımız bu hatalar onların sağlıklı gelişimini sekteye uğratıyor.
Medical Park Fatih Hastanesi Çocuk Hastalıkları ve Sağlığı Uzmanı Dr. Feyza Çivici Gümüş; çocuklarımızı büyütürken yaptığımız ve birer şehir efsanesinden ibaret ‘geleneksel hataları’ anlattı:

1- "Eyvah Sütüm Yetmiyor, Mama Vermeliyim": Yeni annelerin en çok endişe ettiği konulardan biri bebeğin aç kalmasıdır. Bu nedenle de çoğu zaman bebekler gereksiz yere mamayla besleniyor. Anneler, sütünün yetip yetmediğini bebeğinin çişini takip ederek anlayabilir. 24 saatte en az 5-6 kez bezini ıslatan bebek anne sütüyle doyuyor demektir. Anne sütü yetersizliğine ancak bir çocuk hastalıkları uzmanı doktor karar verebilir ve onun tavsiyesi gereğince mama takviyesi başlanabilir.

2- "Şekerli Su Sarılığa İyi Gelir": İlk günlerde anne sütünün gelmesinde yaşanabilecek bir sorun, bebeğin zayıflamasına ve sarılık oluşumuna yol açabilir. Halk arasında, aç kalan ve az idrara çıkan bebeklere şekerli su verilmesi önerilir. Oysa bebeğin beslenmesinde şekerli suyun yeri yoktur.

3- "Çocuğum İki Yaşına Geldi Artık Bezi Bırakmalı": İki yaş, çiş eğitimi vermek için başlangıç dönemidir. Ancak çocuk bu konuda asla zorlanmamalı, altına kaçırdığı için kızılmamalı, sık sık tuvalete tutularak eğitime tabi tutulmamalı.

4- "Dondurma Hasta Eder": Dondurma, tüm çocukların sevdiği ve faydalı bir gıdadır. Boğaz ağrısına neden olmaması için yalayarak yenmeli ve yanında su içilmeli.

5- "Gürbüz Çocuk Sağlıklı Olur": Gürbüz çocuk, sağlıklı çocuk değildir! Dengeli beslenen çocuk, zayıf da olsa sağlıklı kabul edilir. Çocukları asla yemek yeme konusunda zorlamayın, yemediği zaman beslenmeyi sonlandırın.

6- "Çocuk Sıcak Havayı Sever": Çocuklar, her zaman terlemeyeceği şekilde giydirilmeli. Üşüyeceği korkusuyla çocukları çok giydirmek ve sarıp sarmalamak, terlemeye ve hasta olmaya yol açar. Pamuklu kıyafetler tercih edilmeli, içinde naylon karışımı olan ve özellikle polar tipinde olan kıyafetler giydirilmemeli.

7- "Fazla Hareket Ederse Terler Hasta Olur": Hasta olur endişesiyle çocuğun hareket etmesini kısıtlamak çok yanlış bir yaklaşım. Her çocuk hareket edince terler; terleyince üstünü değiştirebilirsiniz! ‘Çok terledin artık yerine otur’ demek, onu tembel, hantal ve mutsuz yapar. Zaman içinde metabolizma hızı azalan çocuk, hızla kilo almaya başlar. Hareket etmelerini kısıtlamaktansa, spora (yüzme, basketbol vb) yönlendirin.

8- "Şaşılık Büyüyünce Geçer": Çocuklarda şaşılık bir yaşına kadar fizyolojik kabul edilir. Ancak bir yaşından sonra düzelmeyen şaşılıklar için mutlaka göz doktoruna başvurulmalı. Bir yaşından önce bebeklerde Nistagmus (göz küresinin istemsiz titremesi) görüldüğünde de mutlaka bir göz doktoruna muayene ettirilmeli.

9- "Uslu Durdu Hamburgeri Haketti": Çocuklar mutlak suretle sağlığı ciddi şekilde tehdit eden fast food gıdalardan uzak tutulmalı! Bu ödüllendirme şekli yerine başka yöntemler seçilmeli; sinema ya da tiyatro ya götürmek gibi…

10- "Ağladı Hemen Kucağıma Alayım": Bebeği avutmanın birçok yolu var; her ağladığında hemen kucağa almak çözüm değil. Ağladığında yanına yaklaşıp onunla konuşmak, ten temasında bulunmak, ona şarkı ya da ninni söylemek ve karnını okşamak bebeği avutabilir. Ancak sırf kucağa alışmasın diye çocuğu hiç kucağa almamak da kendini güvende hissetmemesine ve mutsuz olmasına yol açar. Bu denge iyi kurulmalı.

11- "Daha Çok Küçük Yalnız Yatarsa Korkar": Genellikle 6 aydan sonra bebeğin odasının ayrı olması uzmanlarca önerilir. Bu sınır en fazla 2 yaşa kadar uzatılabilir.

12- "Büyükbaban Uzağa Gitti Geri Gelecek": Çocuklara ölümü anlatmak zordur. Ancak ölen kişinin geri döneceği söylenmemeli, çocuk boş bir beklentiye sokulmamalı. Ölen kişinin bir daha dönmeyeceği, cennete gittiği ve orada mutlu olduğu söylenmeli.

13- "Çok Gaz Yapıyor Fazla Süt İçmesin": Çocuklarda 1 yaşından önce inek sütü kullanılmamalı. Ancak bir yıldan sonrada günlük süt tüketimi 400 CC’yi geçmemelir. Sütün içinde bulunan laktaz adlı şeker gaza yol açar. Fakat artık piyasada laktazsız sütlerde bulunabiliyor. Gaz sorunu olan çocuklara bu tip sütleri içirilebilir; ancak çözüm kesinlikle süt vermemek olmamalı!

14- "Ayakta Sallayınca Hemen Uykuya Dalıyor": Çocuğu sallayarak uyutmak tıbben önerilmiyor. Ancak halk arasında ‘ayakta sallama’ en çok kullanılan yöntem. Çocuk; hafif tarzda ve sarsmayacak şekilde sallanırsa tahribatlara yol açmaz.

15- "Fazla Banyo Yaparsa Üşütür": Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Yazın her gün, kışın ise hafta üç kez banyo yapılması önerilir.

16- "Sıfıra Vurdurursak Saçları Gürleşir": Bu inanışın tıbben hiçbir geçerliliği yoktur!

17- "Pudra İsiliğe İyi Gelir": Pudranın isiliğe iyi geldiği yanlış bir düşünce değildir. Ancak toz pudralar yerine sulu pudralar seçilmeli. İsiliğin en iyi tedavi şekli ise çocuğu sık sık yıkamaktır.

18- "Bol Bol Güneşlenirse Kemikleri Güçlenir": ‘Çok fazla güneşe maruz kalmak kemikleri güçlendirir’ mantığı tam olarak doğru değil. Zararlı ışınlarından etkilenmemek için güneş ışınlarının dik geldiği saatlerde çocuğunuzu güneşe çıkarmayın. Güneşe çıkarken de mutlaka yüksek koruma faktörlü güneş losyonları ve kremleri sürün.

19- "Biberon ve Emziği Çok Seviyor": Biberon ve emzik hiçbir çocuğa önerilmiyor. Biberon; bebekte ‘meme başı şaşkınlığı’na yol açıyor ve anne göğsünden soğutuyor. Mamayla beslenmek zorunda kalan bebeklerde, biberon en geç 2 yaşında bırakılmalı. Emzik de, damak yapısını bozabiliyor ve çocuğun enfeksiyon kapmasına yol açabiliyor.

20- "Fitil Vereyim Rahatlasın": Çok zorda kalmadan ve doktor tavsiyesi olmadan ne fitil ne de ilaç kullanılmalı.

rüya tabirleri ankara nakliyat evden eve nakliyat - bebek bakımı -

Spor yapara genç kalabilirsiniz.

Gaziantep Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nejat Yılmaz, spor yapmanın insanları hastalıklardan ve yaşlanmadan koruyan en önemli mekanizmaları harekete geçirerek kandaki antioksidan miktarını artırdığını, oksijenin zararlı etkilerine karşı koruduğunu belirtti. Spor yapmanın faydalı olduğu konusunda hemen herkesin hemfikir olduğunu söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, Türkiye'de insanların hareketsiz bir yaşam sürdüğünü ve obezitenin sık görülmeye başlandığını vurguladı.

Yaşlanmaya Karşı En Etkili Koruyucu

Gaziantep Üniversitesi'nde yaptıkları, "International Journal Adolescent Medicine Health" adlı uluslararası dergide yayımlanan araştırmanın sonuçlarına göre, düzenli olarak spor yapan çocukların kanlarında antioksidanların spor yapmayan yaşıtlarından daha yüksek olduğunu aktaran Prof. Dr. Yılmaz, şu bilgileri verdi:
"Yağda çözünen vitamin E, antioksidan bir enzim gibi çalışıp hücre zarının parçalanmasına engel olur, erken yaşlanmaya karşı etkili bir koruyucu olarak görev yaparlar. Bağ dokusunu güçlendirerek cilt sarkmasına engel olurlar. Kırışıklıkların oluşumunu önlerler. Cildin elastik, yumuşak ve daha kırışıksız olmasına yardımcı olur. Kalp ve damar sistemindeki dokulara esneklik verir. Eklemlerde, bükülme zorluğuna karşı hareketleri kolaylaştırabilir."